|
Yazar Deniz
|
Biraz boş, biraz saçmasapan, çokça yalnız bir gece daha.. Nerden
başlarsan başla, sonların hep kaçınılmaz olduğu, film gibi biraz hayat.
Toparlamaya kalktığımda kendimi beceriksiz saymam, bana her daim ders
olmamıştır mesela. Sayfayı çevirmekten hep korktum, o sayfaya uzun uzun
bakıp düşünmeyi, marifet sayıyorum hala. Sanki herşey yoluna girecekmiş
gibi, sanki tüm bunlar kendi kendime uydurduğum aptallıklarmış gibi.
Aslında kabul etmenin yürek istediği bir yolun ortasındayım, ne yana
baksam, bir adım daha atıp atmamanın hesabını yapıyorum. Bazen geri
dönmek daha mantıklıdır diyorum, bazen hiçbir şey diyemiyorum, zaten
çoğu kez de saçmalıyorum. Mesela bugün, içimde hiç umut yok. İçimde
başka bir şey de yok, öyle bir boşluk işte, nedenleri çok, çaresi yok..
Yarın da günlerden soğuk mesela, içim şimdiden üşüyor.. Uzak
şehirlerin, beni anlamadığı, anlamadan yargıladığı, sevgi nedir
bilmeyen, öylesine bencil, öylesine vurdumduymaz, öylesine sağır
dokunuşlarından sancılanıyor ömrüm.. ve ben “Bitsin artık” cümlelerini
saklıyorum aklımda hala.. File çorap giymeyen doğrularım, bazı
bencilliklerin üzerine çıkamadıysa, alıp başımı bu boşa geçen yıllara
çarparım, çarpa çarpa büyürüm, büyüyünce unuturum..
|
|
Yazar Deniz
|
Boş bir varsayım,
umutsuzluğa rağmen,
sana rağmen bir umut içimdeki..
Kaybedilmiş günlerin tesellisi olur mu?
Tüm geçkaldığım oyunlarıma,
çocukluğuma mecbur bir tavırla,
direnmeye müptela sancıların,
tam ortasındayım;
öyle halsiz, öyle hadsiz..
Dinmeyen yürek fırtınalarına itafen,
yolların çıkmazına sürüklenen
bir aşk, bir serzeniş,
bir nerden geldiği bilinmez tükeniş..
Konuşunca diner sanıyorum,
en büyük yanılıyorum yine..
|
|
Yazar Deniz
|
Bahar vakti doğmak güzeldir.. Bir Mart ayının sondan birinci günü,
Nisan yağmurlarına hazır, bir telaş, bir heyecan ki sormayın.. Bu
günlerde bir sonbahar çocuğu kıvamında hüzünleri üzerime üzerime çekmek
nerden gelir aklıma bilmem. Bahar bahar hüzünlenmek bir bana yazılmış
sanırım. Belkide bir yaş daha yaşlanmamın yasını tutuyorumdur
kimbilir.. Evet yaşlanıyorum, artık 27 yaşındayım ben. Eskiden 27 bana
çok büyük bir yaşmış gibi gelirdi, şimdi yaşayınca anlıyorum, oysa daha
yolun yarısında bile değilim. Hayatımı bile doğrudüzgün oturtamamışken,
daha yapmadığım, yapmaktan kaçtığım, ve de yapamadığım ne çok şeyim
var.. Aslında normal bir kız çocuğu bu yaşlara geldiğinde elinde
avucunca birkaç şey olur, olmalı yahut.. Ama yok.. Napalım.. Olsun
ister miydim, emin değilim hala.. Ben galiba böyle iyiyim.. Standartlar
ölçüsünde, herkesin yaşadığı ya da yaşamak zorunda olduğu bir hayat
sürmek istemiyorum ben. Annemi düşünüyorum, annem benim yaşımdayken ben
7 yaşındaymışım, kardeşim 2.. Yuh diyorum kendime ama yine de
bildiğimden şaşmıyorum.. Sabit fikirliyim sanırım, ya da kendim için
neyin doğru olduğunu çözebilmiş değilim. Tamam kabul ediyorum
dengesizim..
|
|
Yazar Deniz
|
“Biliyorum artık çok zor, kuracak yeni bir hikayem yok..” diyor bir
şarkı, sessiz sessiz.. İçine düşüyorum, çırpınıyorum, çıkamıyorum..
Heyhat! Bu kadar mı kaybetmişim nefes almaya çalışırken.. Körelen
hayalleri, artık ne yaparsam yapayım başa çıkamadığım şarkıları,
gerçekleri, gerçek sandıklarımı, geçmişi, gelemeyeni, hepsini bir
çırpıda ateşe vermeme ne kaldı ki.. İşte en çok korktuğum soru cümlesi,
YA SONRA? Sonralarıma kısılı, ayak seslerinden, sessizlikten belkide
tereddüt vakitlerim.. “Zaman herşeyin ilacı” dediğim dünyaya
küsüşlerimde, payıma düşen, düşlerle gerçek arasında bırakıldığım
oyalanan umutlarda, anlıyor insan; aslında ne yaparsan yap, “sağım
yalan, solum yalan, giden yalan, dönen yalan..” dır, söylediğin her
şarkının nakaratı.. O zaman da “sonran” umrunda değildir, “öncelerin”
ise canı cehennemedir her daim..Başkalarından çok kendimi düşünmeyi
beceremedim. Biraz hayale dalayım dedim, izin vermediler..
Artık yakalayıp, kendime çevirebileceğim, bir noktası kalmadı hayatın..
En çok sevdiğim sigara bile, öksürük yapıyor şimdilerde.. Neye elimi
atsam, koskoca bir bahtsızlık avuçlarımda, taşıyamadığım.. Kimin kanunu
ki bunlar, kim yazmış, kime sormuş diyorum bazen..
Kendi hayatımda, figüran rolünü üzerime aldıracak bir lüksü
bahşetmezken kimseye, bu filmi daha önce görmüştüm aslında, çok kere..
|
|
Yazar Deniz
|
Bazen biliyorum, hayat çok zor..
Zamanı gelmiş dediler.. Nedenleri topladığım, ne yapsam başa
çıkamadığım zamanların sonu.. Ben koynumda sabırları suladım,
kelimeleri kustum, sustum bazen.. Olmadı, yapamadım.. Bu oyunun sonu
yalnızlık.. Kaderim misin, kadersizliğime sebep misin, kimsin! Dağıttım
tereddütleri, yığılmış pişmanlıkların ardında, gizlenmesi mümkün
olmayan, boşvermişliğimle kimsesizim. Dibe vursada aşk, kaldıran yok..
Sana göre haber değeri taşımıyor sitemlerim, bana göre ise yüzkarası
çaresizliklerim.. Hepsi burda, hepsi ortada.. Keyfine diyecek lafım
yok, bal şeker olsun, afiyet olsun, hatta üstü kalsın.. Sana
bağırırken, sözlerim sert bir kayaya çarpıp, iki misli ağırlıkla bana
geri dönüyor, bu daha da ağır oluyor biliyor musun, o yüzden
susuyorum.. Gerçi bunun da bir faydasını görmüyorum, yuvarlananıp
yaşıyorum kendi kendime işte.. Bu “kendi kendime” ile insan kendisini
nasıl hisseder biliyor musun? Kendimi nasıl hissettiğimi biliyor musun,
nasıl kötü hissettiğimi.. Bir adet “neyin var” sorusundan daha yaratıcı
olamamanın, anlamamanın, anlamaya bile vakit bulamamanın, geçmişin,
geleceğin, herşeyin canı cehenneme..
|
|
Yazar Deniz
|
"Soğuk bir Ekim gecesinde,
bir yürek üşüdü..
Kapattı kapılarını..
Artık açması da zor,
tedavisi de zor.."
Ben sana en güzel gülüşümü bıraktım, ıssız, kelimesiz.. Çocuktuk belki,
belki yeşermemişti aklım.. Eskitilmemiş bir hikaye bu, benim hafızamda
ve hala.. Birbirimize aslı astarı olan sözler veremedik belki, astarı
yüzünden pahalıydı belki, kimbilir.. Şimdi buradayım, başım ellerimin
arasında yine, çarpıp parçalayacak duvar bulamamışken hala, “şimdi şu
kapıdan girse..” diye sayıkladığım geceleri düşünüyorum.. Ne çok
bekledim seni ve sen ne çok gelmedin.. Uzun yürüyüşler yapıyordum o
zamanlar.. Sen kimbilir nerelerdeyken, karşıma çıkan her insana, “onu
gördünüz mü?” diye soramıyordum bile.. Yaslandığım duraklara yazarken
adını, her hecesinde düşüşlerim, yine de her hecesine yeniden
sevdalanmalarım.. Yaşamadan bitmiyor körolasıca..
|
|
Yazar Deniz
|
Yaşadığım kentten uzak, küçük bir sahil kasabasında, balkonda sabah
kahvemi içerken, bir şeyler eski günleri hatırlatıyor..Her yerde bir
şeyler eski günleri hatırlatıyor zaten.. Aslında bambaşka şeyler
düşünüyorum ama sana yazıyorum ne tuhaf.. İnsan bazen olmadık
zamanlarda, olmadık hayallerin peşine takılırken, "bu yanlışı daha önce
de yapmıştım" cümlesine fazlasıyla aşina bir halde kendi için doğru
olanı seçerse, bir başkasının hayatını alt üst edebileceğini hesaba
katamıyor. Bu cümle sana tanıdık geldi mi? Yıllar önce, yine bu sahil
kasabasında, sabaha karşı elimi tutarken, o yıldızlar oradaydı,
hayallerimizde.. Yıllar sonra, "kendi" hayallerin sana mutluluk getirdi
mi bilmiyorum ama ben o zamanın umutlarıyla yaşlanıp duruyorum hala..
Ne değişti, neden değişti bilmiyorum hala.. "Yoldan geçenler varda, her
akşam gelenler nerde" diye soramıyorum hala..
Belli belirsiz bir ses geliyor kulaklarıma, sancı gibi, tavan arasına
atılan anılarımız gibi, gidişim gibi, gitme diyemeyişin gibi..
Mevsimsiz yağmurlarla, nerden geldiği bilinmez bir rüzgarlarla ve
zamansız dokunuşlarla sızlayan bir yarasın işte alt tarafı.. Alt tarafı
ömrümden ömür çalmışsın, alt tarafı kalbim durmuş işte..
|
|
Yazar Deniz
|
Yitiriyorum bazen
sabır sandığım ümitleri..
Vakti çoktan geçmiş,
hangi yöne salsam bilemedim;
bahenesizim..
Kuytu karanlıklarımla bezenmiş
bir avuç yalnızlık örülü
tüm tercih sıralarında,
kendime rastlamamaktan yoruldum.
Tamamım sitemlerle örülü şimdilerde..
Sanki bütün o şarkılar benim için yazılmış,
boşa kürek sallayan vicdanından haberim yok yine..
Telefon desem, aramak istediğim kişiye
ulaşamıyorum ne zamandır..
Suçluyum aslında,
küfretmem lazımdı..
|
|
Yazar Deniz
|
Sorgusuz,
kelimesiz,
sebepsiz,
bir de sensiz bu hal..
Üşüdüğüm gecelere seni sormam yasak,
gururum yenik ve adaletsiz üstelik..
Ben bunları haketmedim.
Anlatmaya kalksam, herkesin meraklı bakışlarına
esir, bazen alay edercesine güldüğü, bazen şaşırdığı, yığınlarca
öyküyle dolu kısacık hayatımda, artık yerine konamayacak ne çok şey
var.. Kaderin hayal gücünün, bizimkinden çok daha renkli olduğu aşikar
ve ne kadar ağlarsan ağla tükenmiyor körolasıca.. Kendimi aynada
gördüm, - gördüğüm kendim miydi emin değilim ama - ben eskiden böyle
değildim.. Hoş, eskiden ben nasıl biriydim hatırlamıyorum bile.
Dargınım ben, sayamadığım bir çok şeye.. Yüzümdeki her çizginin nedeni
bunlarda gizli. Boşver diyorum çoğu zaman, boşvermek aykırıyken benim
tabiatıma üstelik... Çok mu sevdin, boşver.. Ömründen ömür mü çalındı,
boşver.. İyi ve güzel olan herşeye inancını mı yitirdin, boşver..
Yalnızlığınla yalnız mısın hala, boşver.. Ne, gün olur devran döner
dediğim tüm hayal kırıklıklarımı, ne düşüp düşüp kalkamayışlarımı, ne
yaralarımı berelerimi, ne seni, onu, ne de öteki kadını, hiç mi hiç
unutmadım ben.. Yalanım yok ve üstelik korkum da yok, hala beddua
ediyorum.. Hala sorulmadık hesapları taşıyorum ceplerimde..
|
|
Yazar Deniz
|
Adı rüya ama
kanmadım.
Uyansam boş,
nefes alsam nafile...
Onca pişman yılın ardından,
dünyaya küsüşüm gözlerinden...
Gelme demedim mi gecelerime!
Belki vardı, belki hepsi yalandı
ama gülüşümü koruyamadım.
Arka ceplerime, şah damarıma,
tırnaklarımın içine kadar pişman,
beklediğim duraklara bile yazdığım adına düşman,
cümle sonlarında sitemkar,
şehrin arka sokaklarında bir kaybolmuşum hala...
|
|